°•.♥.•° !Nc!TaNemM °•.♥.•°

GeNetiqi DeqiştiriLmiş mişşş....

Belirtilmemiş

 

YILMAZ ÖZDİL

GDO’lu diyet tarifleri




Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş

organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.

 

Şöyle...

 

Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana

yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır

 çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini

annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği

değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.

 

¡

Ne verirlerse...

 

Onu yiyeceksiniz.

 

 

¡

Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano

çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama

 alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor!

Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği

 değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.

 

¡

 

Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için...

İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor

sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp,

çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-

pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite”

sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor,

 tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.

 

 

¡

Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi

müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde

 salça yapmak? Şikâyet edip
duruyorsun, içine katkı maddesi

konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister

çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan
medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?

 

¡

Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara

gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen

domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerin

i alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?

 

 

¡

Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj

 almak için  uydurduğu uzmanlardan fıldır fıldır brokoli tarifleri

öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?

 

 

¡

Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal

getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma

olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin!

Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları

açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf

karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır,

terör bile.

 

 

¡

Uzatmayayım.

 

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz...

 

 

¡

Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını

 

değiştirdi!

 

Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme

 zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

 

 

 

¡

 

Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz...

 

Ya da

 

Ne verirlerse

 

 onu yiyeceğiz....! ?

 

 

 

 

 

................

 

 

22:33 - 1/12/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Genetik,gıda

Bakış Açısı Herşeydir... (:

Belirtilmemiş




Bir varmış bir yokmuş, kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş.
"Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!."

Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!.


Ertesi gün kalkmış,
aynaya bakmış,
Kafasında iki tel saç kalmışmış....
"H-M-M," demiş,
"Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş..


Bir ertesi gene kalkmış,
aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
"Tamam, tamam demiş...artık bugün at kuyruğu yaparım..."
Öyle de yapmış, ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...
 
Daha bir ertesi,
aynaya baktığında,
Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!.
"WoW!" diye bağırmış.
"Bugün saç derdim yok!!!!"

Bakış açısı herşeydir!!!.
Gerektiğinden kibar ol!!!,
Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!!!!.
Basit yaşa,

cömertçe sev,
yürekten düşün sevdiklerini,
Tatlı konuş.......
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!...

Yağmurda dansetmeyi becerebilmektir... (:


22:52 - 20/11/2009 - Yorum {1} - yorum yaz


hayata dair,bakış açısı

ELif ŞafaK ( AşK... )

Belirtilmemiş

 


A
şkın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.

Başlı başına bir dünyadır aşk...

Ya ortasındasındır__Merkezinde...

Ya da dışındasındır__Hasretinde...

 

*Başına ne  gelirse gelsin karamsarlığa kapılma.bütün kapılar kapansa bile sonunda O sana kimsenin bilmediğigizli bir patika açar.Sen şu anda göremesende dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.Şükret ! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.Sufi;dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir...

 

 

*Sabretmek öyle durup beklemek değil,ileri görüşlü olmak demektir.Sabır nedir_? –Dikene bakıp gülü,geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer hazmeder ve bilirler ki gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir...

 

*Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol.Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.”düzenim bozulur hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme.Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını...??

 

*Yolun sonunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir.Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün.Gerisi zaten kendiliğinden gelir...

 

*Akılcı kararlar alıp planlar yaparak hayatımızın akışını denetleyebileceğimizi zannediyoruz oysa balık yüzdüğü okyanusu denetleyebilir mi ?

 

*Kader,hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir.Bu sebebten ‘ne yapalım kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.Kader yolun tamamını değil sadece yol ayrımlarını verir.Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.Öyleyse ne hayatının hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin...

 

*Hakka yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir kimi bir kaza geçirir,kimi ölümcül bir hastalık,kimi ayrılık acısı çeker,kimi maddi kayıp...Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar.Kimimizse ne yazık ki daha da sertleşiriz...

        ELİF ŞAFAK
                                                     AŞK..
.

22:04 - 2/8/2009 - Yorum {2} - yorum yaz




FarK EtmeLi İnsaN...

Belirtilmemiş

 

Farkı fark etmeli, fark ettiğini
de fark ettirmemeli bazen...
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum !' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.

Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan
Hayvanların yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan...


Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti, yarın ise meçhuldür...
O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür...
 
( Can YüceL )



23:04 - 4/1/2009 - Yorum {3} - yorum yaz




1 Ocak 2009...

Belirtilmemiş

ÖBÜR GÜN....!

Yeni yılmış ÖBÜR GÜN...!
1 ocak 2009...
Herkes yarın karşılaştığı
insanlara,telefonu açtığında ilk söyleyecekleri söz:iyi seneler,mutlu
seneler...yeni yılı kimler kutluyor yada yeni yıl dedikleri şey
nedir?bizler için eski seneyi uğurlamak,yeni seneye merhaba
demek..hristiyan alemi için ise hz İsanın doğumu.yani onların diline
göre noel.

Şimdi düşünüyorum da neden hristiyan alemi müslümanların bayramlarını
böylesi bir coşkuyla kutlamıyor da, bizler müslüman alemi,değerlerini
yitirmiş bir toplum olarak,taşkınlıklara varacak derecede kutluyoruz.

1 ocak 2009 Mekke’nin fethi..... Soruyorum şimdi kimin haberi var
bundan kaç kişinin bir elin parmakları kadarız biliyorum.

Hani diyor ya güzeller güzeli . Öyle bir zaman gelecek ki,imanlı kişi
imanını elinde bir kor gibi taşıyacak.işte o zaman bu zaman.elimizde bizi
yakan bir korla dolaşıyoruz.içimiz dışımız yanıyor ama elimizden birşey
gelmiyor.

müslümanın kurban bayramı katliam olarak görülüyor ama noelde kesilen,içki
masalarının vazgeçilmezi olan zavallı hindi katliamına kimsenin sesi
çıkmıyor.ki kurban bayramının amacı belli.fakirin bayramı.noel,yeni yıl
gafilin bayramı...

Her gün yanan bir ülke var uzaklarda.Filistin.bugün dinledim haberlerde
Filistinli hacılar ülkelerine gelince israil kurşunlarıyla
karşılanmışlar.orda yürekler yanıyor,burda gafil müslümanlar yeni yıl
kutluyor.yazık bizlere.eğer bu yılda Filistine gelmiyecekse barış,eğer
bu yılda filistin filistin olamayacaksa varsın mutsuz olsun bu yıl
da.orda bir çocuk ağlarken,bir anne,bir baba kan akıtırken her gün
yüreğine,her gün bir Filistinli genç,çocuk düşerken toprağa şimdi
saatler on ikiyi vururken yeni yılı karşılarken varsın mutsuz gelsin bu
senede.

güzeller güzelininin dediği gibi: müslümanlar bir beden gibidir.neresine
bir iğne batsa bütün beden acır.bütün bedenim acıyor bir Filistinli
düşerken toprağa.

Filistinde taş atmak ibadettir.yüreği taştan da taş kesilmiş israilli
askerlere,yüreği yumaşacık,elleri yumuşacık Filistinli çocukların
attığı her taş ibadettir.Allah her gününüzü yepyeni umutlarla doldursun
Filistinli kardeşlerim.

VE MEKKENİN FETHİ KUTLU OLSUN...



17:08 - 31/12/2008 - Yorum {1} - yorum yaz




Sonraki Sayfa
Hakkımda
Eğer B!z! Yaratan sürekl! geçm!ş!m!ze bakarak yaşamamızı !steseyd! gözler!m!z ensem!zde olurdu...Geçm!ş!m!zdek! başarısızlıklarımızı sürekl! gözümüzün önünde tutmak !steseyd! şakaklarımıza d!k!z aynası koyardı... Geçm!ştek! başarısızlıkları ne unutun ne de büyütün...!
Ana Sayfa
ProfiliM
ZaMaN MaKiNası


SoN YazıLarım
- GeNetiqi DeqiştiriLmiş mişşş....
- Bakış Açısı Herşeydir... (:
- ELif ŞafaK ( AşK... )
- FarK EtmeLi İnsaN...
- 1 Ocak 2009...
- Sadece Allah'a Ayıracak Zamanınız Varsa_Okuyun...
- İdeaL Koca BekLeyenin Son Fotosu... (:
- İyi ßayramLar :)
- ResimLerLe AŞk...
- MutLuLuğunuz 40 Ayette SakLı...

Olur ki Hoşunuza Gitmeyen Birşey Sizin için Hayırlıdır ve olur ki Sevdiğiniz Şeyde Sizin için Şerdir. ALLAH Bilir de SiZ BiLmezsiniz... (Bakara/216)
ArkadaşlarıM
mavianne
twitysever
efsaneesra
merthero
dogancanulker
ustad
adasu
gemiciyim
seraparda
bayansanem
sekerkizz
dilaran
cetinkayamurat
yanlizlikbenimadim
muko61
serverh
hurrrem
mp3hastasi
abicim1
beyazatliprens
omer0625
esrefpasali
supriz
bluepoison
yagmurlar2
kanatsizmelekk